Bugüne kadarki yazılarımda gazetecinin ne iş yaptığını, gazeteciliğin ne demek olduğunu anlatmışımdır hep. Çünkü ara ara anlatmak gerekiyor. Nedenine gelmek gerekirse!!!
Özellikle son yıllarda gazeteciye; kurum ve kuruluşlar, STK'lar, partiler, şahıslar adına ne derseniz deyin (istisnalar hariç) sanki onların elemanıymış gibi davranılması ya da yaptığı basın açıklamalarını yayınlamak zorundaymışız gibi bir durum söz konusu oluyor.
Evet, kanunlar bizim için de var, iş tanımımız belli fakat gazeteciyi kendi isteği dışında soru sormaya hakkı olmayan, kendisinin dediği mecbur olacakmış gibi davrananlar var.
Geçmişte gazeteciye bir saygı vardı, herkes birbirini tanır, karşılıklı saygı çerçevesinde basın toplantıları ya da açıklamalar çok güzel geçerdi.
Farklı bir durum oluştuğunda ise gazeteciler ortak karar alır, basın toplantısını protesto ederek terk ederdi. Hatta fotoğraf makinelerini toplantının yapıldığı yerin dışında yere bırakırlardı tepkilerini göstermek adına.
Konuma gelmek gerekirse; dün CHP Samsun İl Başkanlığı'nda düzenlenen basın toplantısına gazeteci arkadaşlar da katılmış. CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Özdağ, toplantıda hazirun yani Genel Merkez'den gelenlerin bulunma sebebi yönünde soru sorulmasını istemiş. Evet, bu Sayın Özdağ'ın istediği kendince haklı olabilir. Fakat hâlâ yerel ile ulusal basını ayırt edemeyenler var sanırım. Ulusalda olsa bu düzende toplantının gidişatı olabilir fakat yerelde bu olmaz.
Neden derseniz, yerelde bulunan basın mensubu şehriyle ilgili ya da gündemindeki konular üzerine bilgi alıp bunu haberleştirmek, deyim yerindeyse manşet yapmak ister.
Eğer siz Genel Merkez'den gelenlerin minvalinde yaptığınız toplantının gündem olmasını istiyorsanız yerel basını çağırmazsınız, toplantıyı yaptıktan sonra kendi basın büronuz haberi geçer; gazeteci arkadaşlar ise toplantıdaki hangi konuyu haber yapacaksa manşetine onu taşır.
Yani başta da dediğim gibi gazeteci sizin marabanız değil; istediğiniz haberi manşetine taşıyacak ya da taşımayacak, o karar size ait değil!
Bu arada yine o toplantıda bir kişinin gazetecilere "Mama alamadılar, yazıyor" gibi bir çıkışta bulunduğunu duydum. Benimki bir duyum, öyle bir konu yoksa da "yok" diye düzeltiriz, sorun değil!
Fakat bu zihniyet gazetecileri bu hale getirdi. İçimizde bu işi bu minvalde yapan yok mu, var tabii ki! Onu da kurumlarımız temizleyecek, bizler elimizden geleni yapıyoruz fakat bunu Samsun Valiliği başta olmak üzere Samsun İletişim Başkanlığı'nın da bir düzen getirmesi gerekiyor. Buradan başlayacak olan bir düzen diğer kurum, kuruluş, STK ve partilere de yansıyacaktır.
Samsun'da bu işi yapanlar belli; hem yazılı hem de internet medyası olarak. Yaparsınız listenizi, verirsiniz kurumlara; ondan sonra tüpçüyle gazeteci, dondurmacı ile muhabir ayrılır, herkes de işini yapar. Ha, "Bana dokunmayan yılan kimi ısırırsa ısırsın, benim keyfim yerinde, kim ne yapıyorsa yapsın" denilirse, biz bunları hep konuşmaya devam ederiz. Benden iletmesi...