Paylaş

İnsan ölünce değil, unutulunca ölür!

İnsan ölünce değil, unutulunca ölür!

Hazır

Ekleme: 24.03.2026 13:07 Tahmini okuma süresi: 4 dakika

Her canlı/nefis ölümü tadacaktır ifadesi Kur'an-ı Kerim'de üç farklı surede geçmektedir. Evet ölüm var. Kimler geldi kimler geçti değil mi! Bazen kendi yakınımız yada aileden biri olmasa bile sevdiğ...

Her canlı/nefis ölümü tadacaktır ifadesi Kur'an-ı Kerim'de üç farklı surede geçmektedir.
Evet ölüm var. Kimler geldi kimler geçti değil mi!
Bazen kendi yakınımız yada aileden biri olmasa bile sevdiğimiz yakından tanıdığımız biri vefat edince, ahlıyor, vahlıyor, "vaybe diyor" üzülüyoruz.
Bu isimlerden biri de meslek hayatıma başlamama vesile olan ve 3 yıl önce 24 Martta aramızdan ayrılan duayan gazeteci İsmail Başaran'dır.
Bunun için kendisini unutmam mümkün değil sohbetlerim de mutlaka ismi geçer. 
Fakat bugünün ölüm yıl dönümü olduğunu hatırlatan ise yine birlikte ekip gazetesinde çalıştığım Tufan İpek'tir.
Spor muhabiri olarak mesleğe başlayan Tufan kardeşimiz Samsun'da sevilen, işini düzgün yapan isimlerin başında gelir sağolsun beni de hiç unutmaz özel günlerimde arar sorar sohbet eder bu anlamda kendisine çok teşekkür ediyorum.
Evet ben şahsen sevdiğim insanları hiç bir zaman unutmam hele hele üstümüzde emeği ve destekleri olanları anılarımızda ve dualalarımızda her zaman isimleri geçer. 
Biz unutursak bir gün bizi de unuturlar. Hiç bir zaman unutulmamak dileğiyle diyor ve sizleri Hedef Halk Gazetesi Köşe Yazarı Gazeteci Tufan İpek'in Duayen Gazeteci İsmail Başaran'ın anısına kaleme aldığı yazı ile başbaşa bırakıyorum.


Ustalar Ölmez!

73 yaşında hayata gözlerini yuman büyük usta, büyük gazeteci ve yazar İsmail Başaran’ın ölüm yıldönümüdür 24 Mart.
Büyük ustayı, ustamı vefatının 3.Yıldönümünde rahmetle ve özlemle anıyorum!
***
Büyük usta bir gazeteciydi.
Bu mesleğin çilesini çekmiş; onlarca insanı yetiştirmiş, meslek sahibi yapmış ender bir kişilikti.
Onu yazmak, değerlendirmek elbette bana düşmez!
Fakat; beni çok koşturmuştu, çok da yormuştu.
Onunla çok anılarım vardı.
Gönül adamıydı.
Samimi ve de içten biriydi.
Dosttu, arkadaştı, Abiydi.
Candan ve sıcak bir adamdı.
Fazla konuşmazdı.
Biraz sertti…
Ama; yumuşacık da bir yüreği vardı.
Hatayı asla affetmezdi.
Titiz ve bir o kadar da mükemmel bir gazeteciydi.
***
Gaziantep’e, Urfa’ya ve Malatya’ya basın kafilesi olarak beraber deplasmana maça gitmiştik.
Rahmetli İsmail Abi de, Avni Abiyle birlikte gelmişti.
Malatya deplasmanında yemekten sonra rahatsızlanmıştı.
Rahmetli o zaman ‘İyiyim’ demişti.
Dik 30 basamak merdiven çıkmıştı.
Ben bile yorulmuştum.
Ben de ustam ‘iyiyim diyorsa sorun yok. Telaşa gerek yok’ demiştim.
Herkes şoktaydı.
Ama, usta bir iki saat sonra geldi.
Bizi çok korkutmuştu.
***
Gaziantep’te de yine hava alanında şekeri yükselmişti.
Hemen müdahale edilmişti.
O zaman da rahmetli ‘ben iyiyim’ demişti.
Onun hep yanında ve yakınında olmaya gayret ederdim.
***
Çiftlik’te beraber yürüyüşlerimiz olurdu.
Bayilerden Halk Gazetesi’ni parayla satın almayı severdi.
Aldığı gazeteyi dörde katlar cebine koyardı.
***
Yakakent’i çok severdi.
‘Orda rahatlıyorum’ derdi bana.
***
Ramazan Ayı’nda Samsun’a özel meşhur ‘atom’ alıp gazeteye gelirdi.
Her sokakta, her köşe başında bir anımız vardı.
Bazen, birlikte yürüdüğümüz yerlerden geçerken, bir köşeden çıkıp gelecek gibi geliyor bana…
Usta; acayip ve garip bir adamdı.
Onun gibisi zor gelir.
Yeri de meslekte asla dolmaz!

***
‘Son çırak baltaya sap olmaz!’ diye bir köşe yazısı yazmıştım.
Bana; ‘Nerden çıktı bu? Başka çırak olmaz mı?’ demişti.
Ben de; ‘son çırak benim’ diye yanıt vermiştim ustaya.
Rahmetlinin terlettiği son çırağı bendim!
Onun elinde hamdık, onun elinde piştik ve onun elinde de yandık!
Son sözüm: ‘ Çıraklar var oldukça ustalar ölmez!’
***
Haburamdasın hep ustam!
Rahat uyu!

Bizi Takip Edin

Yorum Yap

* Güvenlik gereği ip adresiniz saklanmaktadır. 3. şahıslara kesinlikle paylaşılmamaktadır.